Borcun Nakli, Takas ve Mahsubunun Yargılamalara Etkisi

Özet

Ticari ilişkilerde borcun nakli, takas ve mahsup işlemleri sıkça kullanılmakla birlikte, her muhasebe kaydı borcu sona erdirmez. Takas için karşılıklı ve muaccel alacakların varlığı ile açık bir takas beyanı gerekir; mahsup ise aynı borç ilişkisinde alacağın gerçek miktarının belirlenmesine yöneliktir. Borcun naklinde ise alacaklının muvafakati esastır. Özellikle grup şirketleri arasında yapılan tek taraflı virman veya şirket içi mahsuplaşma işlemleri, alacaklının açık rızası bulunmadıkça borcu sona erdirmez ve mükerrer ödeme riskine yol açabilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararları da alacaklının muvafakatinin ispatını aramaktadır.


Ticari hayatta, ticari ilişki kapsamında borcun nakli, takas edilmesi ve mahsup edilmesi oldukça yaygındır. Hatta aynı gruba bağlı şirketler arasında cari hesap, virman, “şirket içi mahsuplaşma” gibi işlemler çok sık kullanılmaktadır. Ancak uyuşmazlık mahkemeye taşındığında bir takım sorunlarla karşılaşılması oldukça olasıdır.
Muhasebe kaydıyla yapılan “virman/mahsup” işlemi, alacaklının alacağını gerçekten sona erdirip erdirmeyeceği işlemin hukuki niteliğine bağlıdır. Bu kapsamda karşımıza takas, mahsup ve borcun nakli (borcun üstlenilmesi) kavramları ortaya çıkmaktadır. Konunun anlaşılması için bu kavramları açıklayacağız.

Takas nedir?

Takas, iki tarafın birbirine karşı karşılıklı ve kural olarak muaccel para (veya aynı tür edim) borçlarının, takas beyanı ile borcu sona erdirmesidir. Takasta iki ayrı borç ilişkisinden doğan alacak vardır; bu alacaklar aynı sözleşmeden doğmak zorunda değildir. Davalarında takas savunması ileri sürülecekse, savunmanın: hangi alacağa dayandığı, alacağın muacceliyeti, takas beyanına ulaştırılması yöneltildiğinin ispatlanabilir biçimde ortaya konulması gerekir.

Mahsup nedir?

Mahsup, takastan farklı olarak aynı borç ilişkisinden doğan ve aynı alacağın gerçek miktarının belirlenmesi için bazı menfaat ve kalemlerin alacaktan indirilmesidir. Örneğin zarardan sağlanan faydanın zarardan düşülmesi gibi. Mahsup, takas gibi “yenilik doğuran hak” değildir; defii olarak ileri sürülmesine gerek yoktur, talep olmasa dahi mahkeme tarafından mahsup işlemi gerçekleştirilir.

Borcun nakli (borcun üstlenilmesi) nedir?

Borcun nakli (üstlenilmesi), borcun pasif tarafında (borçluda) değişiklik yapılmasını ifade eder. Borcun üstlenilmesi yani nakli; iç üstlenme veya dış üstlenme şeklinde gerçekleşebilir.

İç üstlenme

Üçüncü kişi, borçluya karşı “borçtan kurtaracağını” taahhüt etmektedir. Bu ilişki alacaklıyı kendiliğinden bağlamaz; borçlu yine alacaklıya karşı borçludur.

Dış üstlenme

Üçüncü kişi ile alacaklı arasında kurulan sözleşme ile borç üçüncü kişiye geçer; alacaklı eski borçluyu bırakıp yeni borçluyu muhatap alır.

Uygulamada Karşılaşılan Sorunlar

Takas, mahsup ve borcun nakli (borcun üstlenilmesi) kurumları esas itibarıyla Türk Borçlar Kanunu’nda düzenlenmiş olup; tacirler arasındaki cari hesap ilişkileri bakımından Türk Ticaret Kanunu, iflas ve konkordato hâllerinde takasın sınırları yönünden ise İcra ve İflas Kanunu hükümleri de uygulama alanı bulmaktadır.

Uygulamada borçlu taraf, alacaklıya olan borcunun; alacaklının başka bir grup şirketine olan borcundan düşülerek ödendiğini ileri sürdükleri görülmektedir.  İşlem çoğu kez alacaklı ile borçlu arasında gerçekleşmez, Üçüncü şirketin tek taraflı muhasebe kaydı, tek başına takas hakkının kullanıldığını göstermemektedir. Grup şirket de olsa aynı hukuki ilişkiden doğmaması sebebiyle mahsup kurumunun da işletilmesi mümkün olmamaktadır. Özetlemek gerekirse; alacaklının rızası (muvafakati) olmadan, sırf borçlu ve üçüncü kişi arasında veya grup içi muhasebe kaydıyla yapılan işlem, çoğu durumda alacaklı bakımından borcu sona erdirmez. Bu durumda borcun dış üstlenilmesi sözleşmesi ortaya konulmadıkça mükerrer ödeme riski doğmaktadır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 29.09.2020, 2017/3087 E., 2020/691 K.

“Bu durumda yerel mahkemece, davalının savunmasının borcun nakli niteliğinde olduğu göz önüne alındığında, borcun nakline davacı alacaklının muvafakat ettiği ispat edilemediğinden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, dava dışı şirket defterlerindeki mahsuplaşmaya ilişkin muhasebesel işlemlere davacıyanın sessiz kalarak ve ödeme yapmayarak zımnen muvafakat ettiği, mahsuplaşma işlemi borcun nakli olarak kabul edilse bile, davacının zımnî muvafakatinin bulunduğu yönündeki direnme kararı yerinde değildir.” Kararın tamamı için: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 29.09.2020, 2017:3087 E., 2020:691 K..

Yazar Hakkında

Av. Alihan Kotan, Kotan & Gökce Hukuk Bürosu’nun kurucu avukatlarından olup, hukuk eğitimini İzmir Ekonomi Üniversitesi’nde başlatmış, lisans öğrenimini İzmir Bakırçay Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde yüksek onur derecesiyle tamamlamıştır. İzmir Bakırçay Üniversitesi’nde Özel Hukuk alanında yüksek lisans eğitimine devam eden Av. Alihan Kotan, mesleki çalışmalarını başta şirketler ve ticaret hukuku, borçlar hukuku, rekabet hukuku, kişisel verilerin korunması hukuku, ceza hukuku ile icra ve iflas hukuku olmak üzere çeşitli hukuk alanlarında sürdürmektedir. Hollanda vatandaşlığına sahip ve ileri düzeyde İngilizce bilen Av. Alihan Kotan, Kotan & Gökce Hukuk Bürosu bünyesinde; dava takibi, hukuki danışmanlık, sözleşme süreçlerinin yönetimi, ticari uyuşmazlıkların çözümü ve uluslararası nitelik taşıyan hukuki işlemlere ilişkin hizmetler sunmaktadır.”

Son Makaleler

Mobil Bankacılıkta Bankanın Aydınlatma ve Bilgilendirme Yükümlülüğü
Mart 10, 2026
Bankaların Teknik Güvenlik ve Kimlik Doğrulama Yükümlülüğü
Mart 7, 2026
Mobil Bankacılıkta Bankanın Kayıt Tutma Ve İspata Elverişli Sistem Kurma Yükümlülüğü
Mart 6, 2026
Bipolar Bozuklukta Vesayet Kurumu: Hukuki Ölçütler, Klinik Göstergeler ve Uygulama Sorunları
Mart 5, 2026
Tıbbi Müdahalelerde Aydınlatılmış Onamın Yokluğu Manevi Tazminat Sebebi midir?
Mart 2, 2026
Mobil Bankacılıkta Dolandırıcılık ve Bankanın Hukuki Sorumluluğu
Şubat 28, 2026
Türkiye’de Cinsiyet Değişikliği Davaları: Hukuki ve Tıbbi Şartlar
Şubat 23, 2026
Karayolu Güvenliğinde İdarenin Hizmet Kusuru ve Tazminat Sorumluluğu
Şubat 23, 2026