Tehiri İcra Kararı ve Vezneye Giren Paranın Ödemesi

Özet

İlamlı icra takibinde borçlu tarafından verilmiş bir mehil vesikası veya icranın geri bırakılması (tehiri icra) kararı bulunmadıkça, icra müdürlüğü dosyaya giren parayı “yakında tehiri icra kararı gelecek” gibi ihtimallere dayanarak alacaklıya ödemeyi reddedemez. Bu durumda icra müdürlüğünün takdir yetkisi yoktur ve para alacaklıya ödenmelidir. Alacaklının yaptığı şikâyet ise şikâyet tarihindeki hukuki duruma göre değerlendirilir; sonradan alınan tehiri icra kararı şikâyeti otomatik olarak konusuz bırakmaz.

Tehiri İcra Kararı ve Vezneye Giren Paranın Ödemesi

İlamlı icra takibinde, özellikle banka hacizleri yoluyla dosyaya ciddi meblağlar girdiğinde, alacaklının bu paranın ödenmesini beklemesi olağandır. Buna karşılık icra müdürlükleri, borçlu taraftan gelen mehil vesikası talebi veya “yakında tehiri icra kararı gelecek” gibi gerekçelerle, dosyadaki parayı alacaklıya ödemeksizin bekletmeyi tercih edebilmektedir. Tam da bu noktada şu sorular gündeme gelir:

  1. İcra müdürlüğü, henüz verilmemiş bir tehiri icra (icranın geri bırakılması) ya da mehil vesikası bulunmaması durumunda teminat açıklamasıyla yatırılan parayı tehiri icra  kararı alınacağı ihtimaline dayanarak, veznedeki parayı alacaklıya ödemeyi reddedebilir mi?
  2. İcra müdürlüğünün ödemeyi yapmada takdir yetkisi var mıdır?
  3. Sonradan alınan mehil vesikası ve icranın geri bırakılması kararı, daha önce yapılan şikâyeti konusuz bırakır mı?
  4. Şikâyet anındaki hukuki durum mu esas alınır, yoksa sonradan tehiri icra kararı alınması süreci etkiler mi?

Aşağıda, İİK m. 32, m. 36 ve m. 16 hükümleri çerçevesinde bu soruları ele alacağız.

İcra müdürlüğü, henüz verilmemiş bir tehiri icra (icranın geri bırakılması) kararı veya mehil vesikası bulunmuyorsa, veznedeki parayı alacaklıya ödemeyi reddedebilir mi?

İİK m. 32 uyarınca mahkeme kararına dayanan ilamlı icra takibinde; icra emri borçluya tebliğ edilir, tebliğden itibaren 7 gün içinde borç ödenmez veya hükmolunan teminat verilmezse, Borçlu bu süre içinde icranın geri bırakılmasına dair bir karar getirmezse, cebri icra işlemlerine devam olunur. Yani, ilamlı takipte tehiri icra kararı sunulmadığı sürece cebri icra söz konusudur.

İİK m. 36 ise bu kuralın istisnasıdır. Borçlu, istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurmuş ve m. 36’da öngörülen şartlarda teminat göstermişse, icra mahkemesinden icranın geri bırakılması kararı alabilir. Bu karar verilene kadar, icra müdürü borçluya mehil vesikası verebilir ve süresi içinde tehiri icra kararı getirilmesini bekleyebilir.

İcra Müdürlüğünün Ödemeyi Yapmada Takdir Yetkisi Var Mıdır?

Mehil vesikası verilmeden, icra mahkemesince icranın geri bırakılmasına karar verilmeden, icra müdürlüğünün kendiliğinden “nasıl olsa süreç başladı, yakında tehiri icra kararı gelir” düşüncesiyle parayı alacaklıya ödememesi, kanunda öngörülen bir yetki değildir. Takibin kesinleşmiş olduğu, icra emrinin tebliğinden itibaren yedi günlük sürede tehiri icra kararı sunulmadığı ve banka hacizleriyle dosyaya para girdiği her durumda, icra müdürlüğünün parayı ödemek zorundadır. Ya borçlu lehine verilmiş bir icranın geri bırakılması kararı (veya geçerli bir mehil vesikası) gösterilecektir, ya da dosyaya giren para alacaklıya ödenecektir.

İcra müdürünün “Tehiri icra prosedürünü başladı”, “Teminat mektubu ve taşınmaz kıymet takdiri mahkemenin onayına sunulacak”, “Karar gelene kadar alacaklıya ödeme yapılmasın” gibi tamamen kanunda yeri olmayan, soyut beklentilere dayalı gerekçelerle parayı ödemekten kaçınamaz. Özellikle İİK m. 36 prosedürü henüz tamamlanmamışken, sırf borçlunun mehil vesikası talebi var diye paranın bloke tutulması; icra dairesinin kendisini adeta icra mahkemesinin yerine koyarak “fiilî bir tehiri icra” yaratması anlamına gelir. Bu da hukuka açıkça aykırıdır.

Sonradan alınan mehil vesikası ve icranın geri bırakılması kararı, daha önce yapılan şikâyeti konusuz bırakır mı?

Para hâlâ veznede tutuluyorsa, şikayet “konusuz” kabul edilmesi de mümkün değildir.

Şikâyet anındaki hukuki durum mu esas alınır, yoksa sonradan tehiri icra kararı alınması süreci etkiler mi?

İcra müdürlüğünün parayı alacaklıya ödememesi üzerine, alacaklı vekili İİK m. 16 uyarınca şikayet yoluna gittiğinde, dava ve şikâyetler açıldıkları tarihteki hukuki duruma göre değerlendirileceğinden sonradan alınan tehiri icra kararı şikayet anındaki hukuki durumu etkilemeyecektir.

 

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2025/3381, K. 2025/5183, 03.07.2025 Tarihli Kararı

Takibin şekline göre icra müdürlüğünce yapılması gereken, İİK’nın 32. maddesi gereğince icra emri tebliğinden itibaren 7 gün içinde tehiri icra kararı sunulup sunulmadığı, sunulmadı ise cebri icraya devam edilerek, borçlunun menkul, gayrimenkul mallarının haczedilmesinden ibarettir. Şikayete konu takip dosyasında borçlulara 20.10.2024 tarihinde icra emri tebliğ olunduğu, süresinde cebri icraya devam edilmesine engel bir karar sunulmadığı; nihayet 08.11.2024 ve 11.11.2024 tarihlerinde icra dosyasına para geldiği, alacaklının da mevcut paranın ödenmesini talep ettiği; bu noktada yapılacak işlem takibin geldiği aşama ve borçlu tarafından sunulan bir tehiri icra kararı/icranın geri bırakılması kararı olmadığından mevcut paranın alacaklıya ödenmesinden ibarettir. Kanunda olmayan “tehiri icra süreci başladı. yakında kararı gelecek…” gibi keyfi gerekçelerle mevcut paranın ödenmemesi yönündeki memur işlemi açıkça hukuka aykırıdır. Kararın tam hali için: Yargıtay 12. H.D., E. 2025:3381, K. 2025:5183,T. 03.07.2025.

Konuyla ilgili hukuki destek almak için bizimle iletişime geçin






    Yazar Hakkında

    Av. Alihan Kotan, Kotan & Gökce Hukuk Bürosu’nun kurucu avukatlarından olup, hukuk eğitimini İzmir Ekonomi Üniversitesi’nde başlatmış, lisans öğrenimini İzmir Bakırçay Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde yüksek onur derecesiyle tamamlamıştır. İzmir Bakırçay Üniversitesi’nde Özel Hukuk alanında yüksek lisans eğitimine devam eden Av. Alihan Kotan, mesleki çalışmalarını başta şirketler ve ticaret hukuku, borçlar hukuku, rekabet hukuku, kişisel verilerin korunması hukuku, ceza hukuku ile icra ve iflas hukuku olmak üzere çeşitli hukuk alanlarında sürdürmektedir. Hollanda vatandaşlığına sahip ve ileri düzeyde İngilizce bilen Av. Alihan Kotan, Kotan & Gökce Hukuk Bürosu bünyesinde; dava takibi, hukuki danışmanlık, sözleşme süreçlerinin yönetimi, ticari uyuşmazlıkların çözümü ve uluslararası nitelik taşıyan hukuki işlemlere ilişkin hizmetler sunmaktadır.”