Özet
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, tasarruf finansman sözleşmelerinde organizasyon ücretinin iadesi konusunda, yalnızca sözleşme tarihinin değil, fesih talebinin yapıldığı tarihte yürürlükte olan hukuki düzenlemenin esas alınması gerektiğini vurgulamıştır. Somut olayda fesih talebi 2024 yılında yapıldığı için, 6361 sayılı Kanun’un 39/A maddesi uygulanmış ve organizasyon ücretinin iadesinin mümkün olmadığı sonucuna varılmıştır.
Ayrıca dava sırasında tüketiciye yapılan ödemenin davayı kısmen konusuz bıraktığı, ancak yerel mahkemenin bu durumu doğru değerlendirmediği belirtilerek kararın usul ve yasaya aykırı olduğu ifade edilmiştir. Karar, özellikle organizasyon bedeli iadesi ve dava sürecindeki ödemelerin hukuki sonuçları açısından önemli bir içtihat niteliğindedir.
İlgili Yargıtay Kararı; Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 12.01.2026 Tarih, 2025/5961 E. , 2026/9 K.
“Uyuşmazlık, davacı şirket tarafından aleyhine verilen Tüketici Hakem Heyeti kararının iptali davasında organizasyon ücret bedelinin iade edilip edilmeyeceği ve dava sırasında yapılan ödeme nedeniyle davanın konusuz kalmasına karar verilip verilmeyeceği noktasında toplanmaktadır.
6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu’nun 07.03.2021 tarihinde yürürlüğe giren 7292 sayılı Kanunla değişik 39/A maddesinin dördüncü fıkrasına göre şirket, müşterinin sözleşmede fesih hakkını kullanması hâlinde organizasyon ücreti bedeli dışında kalan toplam birikim tutarını, Kurulca belirlenecek süre içerisinde müşteriye iade etmekle yükümlüdür.
Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 08.11.2024 tarihli ve 2023/3943 E., 2024/3632 K. sayılı Bölge Adliye Mahkemeleri kararları arasındaki uyuşmazlığın giderilmesine dair ilâmında ” 07.03.2021 tarihli ve 31416 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7292 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un; 1. maddesi ile 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu’nun 3. maddesinin birinci fıkrasına eklenen (j) bendi; “j) Organizasyon ücreti: Müşterilerin tasarruf finansman sözleşmesi kapsamında tasarruf finansman faaliyeti ve tasarruf fon havuzunun yönetimi karşılığında ödeyecekleri tutarı,” 7. maddesi ile aynı Kanuna eklenen 39/A maddesinin birinci fıkrası; “Tasarruf finansman sözleşmesi, belirli bir tasarruf tutarı ve dönemine bağlı olarak önceden belirlenmiş koşulların gerçekleşmesi şartıyla konut, çatılı iş yeri veya taşıt edinimi için müşteriye finansman kullanma hakkı veren, şirkete ise müşteriye ait birikmiş tasarruf tutarını yönetme, geri ödeme ve finansman kullandırma yükümlülüğü ile organizasyon ücreti alma hakkı veren, faizsiz finansman esaslarına göre düzenlenen sözleşmedir.” hükmünü içermektedir.
Açıklanan bu kanun hükümleri yürürlüğe girmeden önce, tüketici ile şirket arasında akdedilen tasarruf finansman sözleşmesinin feshedilmiş olması (veya feshi için mahkemeye başvurulmuş olması) koşuluyla, tüketici tarafından açılan (alacak veya itirazın iptali istemli) davalarda, tüketici tarafından şirkete ödenmiş olan organizasyon ücretinin iade edilmesi gerektiğine…” karar verilmiştir.
Dava dosyasının incelenmesinde; davalı tüketicinin sözleşmenin feshi için Tüketici Hakem Heyetine başvuru tarihinden ve 04.03.2021 tarihli yasa değişikliğinden önce başvurmadığı, davalı tüketicinin sözleşmenin feshini 05.02.2024 tarihinde Tüketici Hakem Heyetine başvuru ile birlikte talep ettiği, organizasyon bedelinin iade edilmesinin yasal koşullarının oluşmadığı, buna rağmen Tüketici Hakem Heyetinin yasal koşulları oluşmayan organizasyon bedelinin iadesine karar vermesinin yerinde olmadığı, davalı tüketici tarafından organizasyon bedeli hariç davalı tarafa 44.586,00 TL ödeme yapıldığı, dava açıldıktan sonra 12.11.2024 tarihinde davacı şirket tarafından davalı tüketiciye ödenen 44.586,00 TL’nin iade edildiği anlaşılmaktadır.
O halde Mahkemece, sözleşmenin hakem heyetine başvuru tarihi olan 05.02.2024 tarihinde feshedildiği kabul edildiğine göre, bu tarihte yürürlükte bulunan 6361 sayılı Kanunun 39/A maddesinin dördüncü fıkrası hükmüne göre organizasyon ücretinin iadesine karar verilemeyeceği yerinde olarak tespit edilmesine ve davacı şirketçe, davalının ödediği toplam bedelden organizasyon ücretinin mahsup edilmesi sonucunda bulunan 44.586,00 TL’nin dava devam ederken davalıya iade edilmesine rağmen davacı şirketin organizasyon ücretini mahsup ederek ödediği bedelden organizasyon ücreti mükerrer şekilde mahsup edilerek hüküm kurulması; hüküm kurulurken, dava devam ederken yapılan ödeme yönünden davanın konusuz kaldığına dikkat edilmemesi; sonuç olarak 44.586,00 TL yönünden konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi ve organizasyon ücreti ve hakem heyeti raporunda yapılan işlem hatasından kaynaklanan toplam 15.174,00 TL yönünden Hakem Heyeti kararının iptali ile bu duruma göre yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bu yöne ilişen kanun yararına temyiz isteminin kabulü gerekmiştir.“
Değerlendirmemiz
İncelenen karar, tasarrufa dayalı finansman sözleşmelerinde organizasyon bedelinin iadesine ilişkin değerlendirmede, sözleşmenin akdedildiği tarih ile fesih talebinin ileri sürüldüğü tarihte yürürlükte bulunan hukuki rejimin birlikte dikkate alınması gerektiğini ortaya koymaktadır.
Somut olayda taraflar arasındaki sözleşmenin 23.11.2018 tarihinde, yani 07.03.2021 tarihinde yürürlüğe giren 7292 sayılı Kanun ile 6361 sayılı Kanun’a eklenen 39/A maddesinden önce akdedildiği anlaşılmaktadır. Bununla birlikte Yargıtay, uyuşmazlığın çözümünde belirleyici olanın yalnızca sözleşme tarihi olmadığına işaret ederek, tüketicinin fesih talebini 05.02.2024 tarihinde ileri sürdüğünü esas almıştır.
Gerçekten de 6361 sayılı Kanun’un 39/A maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca, sözleşmenin feshi halinde organizasyon ücreti dışında kalan birikimlerin iadesi öngörülmüş olup, organizasyon bedelinin iadesi kural olarak mümkün değildir. Bu itibarla Yargıtay, sözleşme kanuni düzenleme öncesinde kurulmuş olsa dahi, fesih talebinin düzenleme sonrasında ileri sürülmesi nedeniyle, uyuşmazlığın çözümünde fesih tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan normun uygulanması gerektiğini kabul etmiştir.
Bu yaklaşım, önceki içtihatlarda ağırlık verilen sözleşme tarihi kriterinin tek başına belirleyici olmadığını; buna karşılık, fesih anında yürürlükte bulunan hukuki düzenlemenin esas alınması gerektiğini ortaya koyması bakımından önem arz etmektedir.
Sonuç
Yargıtay, incelenen kararıyla tasarruf finansman sözleşmelerinde organizasyon bedelinin iadesine ilişkin istikrarlı içtihadını sürdürmekle birlikte, organizasyon bedelinin iadesi bakımından değerlendirmede yalnızca sözleşme tarihinin değil, fesih talebinin ileri sürüldüğü tarihte yürürlükte bulunan hukuki rejimin esas alınması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır. Bu çerçevede, sözleşme kanuni düzenleme öncesinde akdedilmiş olsa dahi, fesih talebinin 07.03.2021 sonrası dönemde ileri sürülmesi halinde organizasyon bedelinin iadesinin mümkün olmadığı kabul edilmektedir.
Diğer taraftan uygulamada özellikle vurgulanmalıdır ki, evim şirketleri ile kurulan sözleşmelerden kaynaklanan uyuşmazlıklarda belirleyici olan husus, fesih olgusunun hukuki niteliğidir. Fesihin ne şekilde gerçekleştirildiği, hangi hukuki sebebe dayandığı ve sözleşmesel ilişkinin hangi aşamasında ileri sürüldüğü; yalnızca ödenen bedellerin iadesi bakımından değil, aynı zamanda doğan veya doğabilecek zararların tazmini açısından da doğrudan etkili olmaktadır.
Bu nedenle, tasarruf finansman sözleşmelerinden doğan uyuşmazlıklarda hak kaybı yaşanmaması adına, somut olayın özelliklerine göre uygulanacak hukuki rejimin doğru belirlenmesi ve sürecin başından itibaren isabetli bir hukuki strateji ile yürütülmesi büyük önem taşımaktadır.
Tasarruf finansman sözleşmelerinde organizasyon bedelinin iadesi konusunda uygulamada ortaya çıkan tereddütler ve Yargıtay içtihatları hakkında daha ayrıntılı değerlendirmeye
https://kotangokce.com/post/evim-calisma-bedeli-iade/
adresindeki yazımızdan ulaşabilirsiniz.
